Bakır ve Diğerleri v. Türkiye, Başvuru no. 46713/10, Karar Tarihi: 10.07.2018 

Başvurucular, gösteriye katıldıkları, sloganları attıkları özel kıyafet ve şapka giydikleri, ayrıca kollarına kırmızı kurdele taktıklarını ve kitleyi slogan atmaya teşvik ettikleri için, TCK’nin 220. maddesinin 7. fıkrası ile TCK’nin 314. maddesinin 2. ve 3. fıkraları uyarınca örgütle organik bağ ve eylemlerindeki süreklilik ve çeşitlilik gerekçesiyle örgüte yardım etmek suretiyle örgüt üyesi olma suçundan cezalandırılmalarına karar verilmiştir. Ayrıca halkı şiddete teşvik ettikleri gerekçesiyle TMK’nin 7. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen örgüt propagandası yapma suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir.

Avrupa insan hakları mahkemesinin değerlendirmesi

Mahkeme, Venedik Komisyonu’nun 11-12 Mart 2016 tarihli TCK’nin 216. 299., 301. ve 314. maddelerine ilişkin uzman görüşüne; Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiserliği’nin 2012 ve 2017 tarihlerinde Türkiye hakkında yayımladığı görüşlerine; İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün 2010 tarihli ve Uluslararası Af Örgütü’nün 2013 tarihli raporlarına yer vererek bir değerlendirmede bulunmuştur.

Mahkeme’ye göre, başvurucuların TCK’nin 220. maddesinin 7. fıkrası ile TCK’nin 314. maddesinin 2. fıkrasına dayanılarak örgüt üyesi olma suçuyla cezalandırılması, başvurucunun toplantı ve gösteri hakkına bir müdahale oluşturmaktadır. Mahkeme, değişen kanun sonrası başvuruculara verilen cezaların indirilmesinin ya da erteleme kararı verilmemesinin başvurucuların mağdurluk statüsünü ortadan kaldırmadığını belirtmektedir.

Mahkeme bu noktada cenazeye katılan ve burada zafer işareti yaparak slogan atan bir kişiye TCK’nin 220. maddesinin 6. fıkrası uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası verilmesinin öngörülebilir olmadığına karar verdiği Işıkırık v. Türkiye kararına atıf yapmaktadır.

Mahkeme’ye göre, Türkiye’deki mahkemeler 220/7. maddedeki ‘üyelik’ kavramını çok geniş yorumlamakta, başvuruda olduğu gibi sadece bir eyleme katılmış olmayı, slogan atmayı, üzerinde ESP yazan bir kıyafet giymeyi, pankart taşımayı örgüt ‘adına’ hareket ettiği şeklinde yorumlamaya ve o kişiyi ‘gerçek örgüt üyesi gibi’ cezalandırmaya yeterli görmektedir.

Mahkeme’nin değerlendirmesine göre, TCK’nin 314. maddesinden (örgüt üyesi olma suçu) ceza vermek için eylemin/suçun süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk içerip içermediğinin ve belli bir hiyerarşik yapı altında olup olmadığının denetlenmesi gerekirken, bu maddenin 220/7’yle bağlantılı olarak uygulanması durumunda Mahkemeler bu kriterleri denetlemek zorunda kalmadan, bu kriterleri aşırı geniş yorumlayarak ceza vermektedir. Yargıtay’ın da kişilerin benzer eylem ve gösteriler sırasındaki eylemleri nedeniyle, aralarında TCK’nin 220. maddesinin 7. fıkrasının da olduğu değişik ceza kanunu hükümleri uyarınca cezai sorumluluklarının belirlenmesine ilişkin yerleşik bir içtihadı bulunmamaktadır.

Madde lafzının bu derece geniş şekilde yazılması ve yorumlanması ve mahkemelerin de bu derece geniş şekilde uygulaması, kişilerin kamu otoritelerinin keyfi müdahalelerine karşı korunmasına karşı yeterli korumayı içermemektedir.

Daha da önemlisi, Sözleşme’nin 10. ve 11. maddesinin kapsamına giren bir eylemden ötürü hapis cezası verilirken, başvurucular ile MLKP bünyesinde suç işleyen bir kişi arasında ayrım yapılmamasıdır. Mahkeme’ye göre, terörle mücadelenin zorluklarını göz ardı etmemekle birlikte, yasal bir düzenlemenin bu kadar geniş bir şekilde uygulanması, örgüt üyeliğine dair hiçbir somut delilin olmadığı durumlarda temel bir hak ve özgürlüğün kullanımının örgüt üyeliği ile eşdeğer tutulmasına yol açacak bir etkiye sahip olduğunda meşru kabul edilemez.

Yine Mahkeme’ye göre, Deniz Bakır’a 7 yıl 6 ay, Metin Kürekçi, Necla Çomak ve Alihan Alhan’a 6 yıl 3 ay hapis cezası verilmiş, bu cezalar daha sonra 2 yıl 1 aya düşürülmüş olsa da başvurucular bu cezaları çekmiştir ki bu cezalar, başvurucuların eylemleri karşısında çok ağır ve orantısız bir yaptırımdır ve sadece ceza alan kişi üzerinde değil, aynı zamanda barışçıl bir şekilde politik tartışmalara ve eylemlere katılmak isteyen kişiler üzerinde de ifade ile toplantı ve gösteri özgürlüklerini kullanma konusunda caydırıcı bir etki yaratmaktadır.

Bu nedenle Mahkeme, müdahalenin kanun tarafından öngörülemez olduğuna karar vermiş, müdahalenin meşru bir amaç taşıyıp taşımadığını ve demokratik bir toplumda gerekli olup olmadığını inceleme gereği duymadan 11. maddeden ihlal kararı vermiştir.

Başvurucular, TMK’nin 7. maddesinin 2. Fıkra uyarınca örgüt propagandası yapma suçundan mahkum olmuştur. Mahkeme, düzenlemenin öngörülebilir olup olmadığı sorusunu yanıtlama gereği duymamış, müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli olup olmadığını incelemeye karar vermiştir.

Mahkeme, daha önce Türkiye’ye karşı benzer davalarda (Gül ve Diğerleri v. Türkiye, no. 4870/02, §§ 32-45; Menteş v. Türkiye (no. 2), no. 33347/04, §§ 39-54; Kılıç ve Eren v. Türkiye, no. 43807/07, §§ 20-31) Sözleşme’nin 10. ve 11. maddelerinden ihlal karar verdiğini, söz konusu başvuruda da farklı bir sonuca varmak için Hükümet’in yeni bir argüman sunmadığını belirtmektedir.

Mahkeme, Ağır Ceza Mahkemesi kararında başvurucuların şiddete teşvik ettiği ya da herhangi bir terör yöntemi kullandığı, kamu düzeni üzerinde herhangi bir etkileri olduğu, eylemin barışçıl olmadığı ya da başvurucuların şiddet kullandığı gibi noktaların açıklanmadığını ortaya koymaktadır. Mahkeme’ye göre başvurucular, üzerinde ESP ve SGD yazan kıyafetler ve şapkalar takarak, slogan atarak ya da bildiri dağıtarak şiddeti ya da birilerinin zarar görmesini desteklememektedir. Buna göre yerel mahkemeler, başvuruculara verilen örgüt propagandası yapma cezasını Sözleşme’nin 11. maddesi uyarınca ilgili ve yeterli şekilde gerekçelendirememiştir.

Son olarak Mahkeme, başvuruculara verilen cezanın ağırlığını dikkate almaktadır. Mahkeme’ye göre şiddet çağrısı yapmayan başvuruculara MLKP propagandası yaptıkları gerekçesiyle verilen 1 yıl 8 aylık hapis cezaları demokratik bir toplumda gerekli değildir ve Sözleşme’nin 11. maddesini ihlal etmektedir.

Adil Tazmin – Sözleşme’nin 41. Maddesi

Mahkeme, başvurucular ayrı ayrı 7.500 Euro, tazminat ve yargılama giderleri ile avukatlık ücretleri için toplamda 3.500 Euro ödenmesine karar verdi.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmadı.

Yorum Yaz


En fazla 500 karakter. 500 karakter kaldı.